Gombrich Sanatın Öyküsü'nde bu frekle ilgili şu teoriyi atmıştır.
"Tavan kompozisyonunun ortasını oluşturan kutsal kitap öykülerinin resimsel açıklamalarında ustalıktan da öte bir şeyin sınavını vermiştir. işte, egemen bir davranışla, bitkilere, gökteki cisimlere, hayvanlara ve insana yaşam veren tanrı! yalnız sanatçılar arasında değil, Michelangelo'nun adını bile duymamış sıradan kimseler arasında da, kuşaktan kuşağa aktarılan baba tanrı imgeleştiriminin, Michelangelo'nun yaratılış'la ilgili koca görüntülerinin dolaylı ya da dolaysız etkisi altında biçimlenip oylumlandığını söylemek abartı olmayacaktır. bu görüntülerin belki de en ünlüsü ve en çarpıcısı tavan ortasındaki büyük freskolarda yer alan 'adem'in yaratılışı'dır. sanatçılar, Michelangelo'dan önce de adem'i yere uzanmış olarak ve Tanrı'nın elinin dokunuşuyla yaşama çağrılırken resmetmişlerdi, ama hiç kimse, yaratılış gizinin büyüklüğüne bunca güç ve yalınlıkla yaklaşamamıştı. insanın dikkatini dağıtan hiçbir şey yok bu sahnede. adem, ilk erkeğe yaraşır bir güç ve güzellik içinde yere uzanmış. baba tanrı, meleklerinin elleri üzerinde ona yaklaşıyor. görkemli ve geniş bir mantoya bürünmüş. rüzgarın bir yelken gibi şişirdiği bu manto, Tanrı'nın uzayda yer değiştirdiğinin hızını ve kolaylığını çok iyi sezdiriyor. tanrı elini uzatmış, ama daha adem'in parmağına bile değmeden, işte ilk insan, derin bir uykudan kalkarcasına uyanıyor; bakışlarını, yaratan'ın baba sevgisiyle dolup taşan yüzüne çeviriyor. Michelangelo'nun sanatta yarattığı mucizelerden birisi, tüm sahneyi kutsal elin davranışında odaklaştırması ve 'gücü her şeye yetme' düşüncesini, yaratıcı eylemin doğallık ve gücü içinde görünür kılmış olmasıdır."

blogunuzu yeni keşfettim :)
YanıtlaSilMerhaba
SilÇok enteresan çalışmalarınız var. Dikkatimi çekti.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
Sil